aynadaki diyor ki !
Daha önce hiç denenmemiş bir şeyin yokluğunu hayatınızda hissetmezsiniz.Bırakmak veya vazgeçmek yoktur. Pişmanlık veya özlemde. Yaşayamadıklarınız içinde, kendi sınırlarınızın olduğu son noktada devam edersiniz. Ya da devam ettiğinizi sanırsınız. Buradaki sihirli kelime "sınır.".. neye ve kime göre değişir. Birde diğer açıdan bakalım. Hani şu denenmiş tarafından. Daha önce deney-imlediğiniz bir şeyin tekrar olmasını istemek veya olmasını sağlamak olağan bir durumdur. Özellikle de bizi iyi hissettiren durumlarda.
Burada ki ikinci sihirli kelime "iyi hissetmek." neye ve kime göre değişir. Hadi dünya barışı için bu iki sihirli kelimeyi birleştirelim. " iyi hissetmek-deki sınır." iş de size şapkadan çıkan bir tavşan. iyi hissetmek-deki sınır kime ve neye göre değişir. Dünya üzerinde ki sekiz bilmem ne kadar milyar insan iyi hissetmek istiyor. Sınırlarını bilmeden daha fazla istiyor daha çok istiyor. İstemekte bir problem yok. İsteyin, kollarınız açın ve evrene bağırın. Buradaki kilit nokta bize iyi gelen durumları cımbızla seçebilmekte.
İnsan denen fabrika öyle bir mekanizmaya bağlı ki yaşayabilmemiz için habire topluyor. hava, su, yemek, hayal, umut... fabrikadaki mekanizmanın çalışması için yeterli yakıtı alıyoruz, çarklar gayet güzel dönüyor. Ama bir de bu fabrikayı asıl fabrika yapan, onun ne ürettiğine karar veren bir üst kurul var. iş de bu üst kurul tamamlayıcı faktör. fabrikaya diyor ki ne üretiyorsun? fabrikadan çıt yok tabii. soru sorulan ilkokul öğrencisi gibi parmağımı kaldırıp ben cevap veriyorum. "fabrika, üst kurul ne isterse onu üretir."
Doğdunuz, itile kakıla büyüdünüz,bir yerlere geldiniz ve ister istemez düşünüyorsunuz. çoğunlukla geçmişi ve ya geleceği. geçmişi düşünürken, üst kurulda kilerden olan yaşlı bilmiş kadın, deri koltuğuna yaslanıp yay şekli gözlüklerinin üzerinden size "ben demiştim, pişman oldun." diyor. Geleceği düşünürken, yine üst kurulda kilerden camın önüne dikilmiş üzerinde röpteşabrı,elinde viskisi, ağzında purosu olan adam uzaklara bakıp iç geçiriyor ve " işinden istifa etmek mi? otur oturduğun yerde kas kafalı hayal kurmak neyine!!" diyor. Bir de hep masanın altına saklanıp, sürekli tırnaklarını kemiren bir tip var. onun neler dediğini üç aşağı beş yukarı biliyoruz zaten.:)
Diyeceğim o ki insan olumsuz koşullar altında kalmamak için kendine bir kılıf uyduruyor. Asıl kılıf iyi bir malzemeden ve ömrü uzun olmalı. Lakin bu dayanıklı malzemeyi bulamayanlar ona benzeyen şeyleri alıyorlar. Özetle kılıf beni koruyan beni iyi hissettiren şeylerin tümü. Bu kimi zaman anlık tatlar oluyor, kimi zaman ihtiyaç duyduğun bir ruhun beden bulmuş hali, kimi zaman unutmak için içtiğin sıvılar,ilaçlar.haplar....
kaliteliden kalitesize doğru, iyiden daha az iyiye... ama asla kötüye değil. kime ve neye göre kötü diyebiliriz ki. bu doğru orantı düştükçe, o oranda ihtiyacımızda artıyor. iş de biz buna bağımlılık diyoruz. kendimizce var olamak için bağımlı yaşıyoruz. aşka, paraya, sekse, alkole, uyuşturucuya...
evrendeki çarklar böyle dönüyor. biz bağımlılıktan bağımsızlığa kaçmak için uğraşıyoruz. belki de bu yüzden savaşlar hiç bitmiyor...
Yorumlar
Yorum Gönder